Eş Aldatma - Eş takibi


EŞ ALDATMA ve EŞ TAKİBİ, Aynı başlık altında izleyebileceğimiz içerik ve işlem olarak birbirini tamamlayan hizmet türüdür. Boşanma aşamasına gelmiş, evliliğin tıkandığı, her iki tarafında beraberliğin devamı anlamında belki yetersiz kaldığı, ancak her iki tarafında çözüm olarak boşanmak yerine birçok sebeble başka erkek yada başka kadın alternatifinde çözüm aradığı durumlarda, cinsel yada duygusal beraberlik aşaması, aile birliğini temelden sarsıcı unsurlar kapsamında değerlendirilmekte her iki taraftan birinin aldatılma söz konusu şüphesi ile bizlere müracaatı doğrultsunda sizlerden alacağımız bilgiler ışığında umuma açık yerlerde vicdani ve hukuksal bakış açısı ile belgelenmesi istenen bu beraberliğin yarınınıza ışık tutması, belirsizlikten kurtulma ve gerçeklerle yüzleşip geleceğiniz hakkında karar vermebilmek aşamasında verdiğimiz hizmet türüdür. 

Kadın ve erkek arasındaki ilişkilerin en can alıcı noktasıdır aldatmak. Aldatmak,aldatan ve aldatılan olarak iki taraflı bir eylemdir ve bir ilişkinin dönüm noktasıdır.Genellikle aldatan taraf suçlu ve aldatılan taraf mağdur konumundadır. Üstelik aldatma eylem olarak erkeğe atfedilen bir anlam içerir.Hep erkeklerin aldatan taraf olduğu ve kadınların da bu eylemin mağdurları olduğu düşünülür ama yapılan araştırmalar gerçekte durumun çok da böyle olmadığını gösteriyor.Kadınlar da aldatıyor ama kadınlar toplum içinde bunu ulu orta anlatmıyorlar.Erkeklerse yetiştiriliş biçimlerinden kaynaklanan ‘erkeğin elinin kiridir’ zihniyetiyle ve hemcinslerine karşı bir üstünlük gösterisi olarak gördüklerinden yaşadıkları ilişkileri anlatma eğilimindeler. Ancak görünen o ki her iki cins de aldatıyor.

EŞ TAKİBİ ve EŞ ALDATMA olayları bir çok sebebe dayalı olarak maalesef gelişen teknoloji sanal arkadaşlık siteleri sohbet odaları evlilik veya tanışma amaçlı arkadaşlık siteleri ile beraber ve bunun yanında zorlaşan yaşam koşulları, hayat zorluğu gibi başlıklar altında toplanabilir. Ancak insanın yaratıldığı ilk günden bu güne dek sosyal yaşam içerisinde hangi dönem, hangi tarih olursa olsun, eş aldatma olayı sıklıkla görülmektedir. Daha ince bir çizgide irdelendiğinde erkekmi daha çok aldatır ? yoksa kadınmı daha çok aldatır ? sorusuna bire bir cevap vermek gerçekten çok zor. Bu soruya en yakın ve mantıklı cevap. Erkek aldatırken düz mantıkla aldatır. Tabiri yerindeyse bir kez düşünür dokuz adım atar. Ama kadın asla öyle değil, kadın aldatması söz konsu olduğunda ise kadın aldatma eylemini gerçekleştirmeden önce erkeğin tam aksine dokuz kez düşünür belki bir adım atar. Buna sebeb iki şey gösterilebilir. Erkek aldatmasını incelersek, erkek yaradılış icabı çok sorgulamaz, çok detaylı düşünmez, genelde moda moddur. Aklına geleni çok fazla düşünmeden uygular. Belki daha önemlisi toplumun bu noktaya bakış açısıdır. Çevremizde belki duymuşuzdur erkek yapınca: Erkek adam yapar yada erkeğin gönlü geniştir, en olmadı hovarda erkek diye anılır. Ama aynı durum kadın için asla söz konusu değildir. Bir çok toplumda kadın namus olarak değerlendirilir, Aynı şey sadece insan değerini baz alırsak, aslında aldatılmnın acısı her iki taraf içinde aynı acı söz konusu iken kadına extra yüklenen namus kavramı ve kadın eşini aldattığında ona tanımlanan sıfat ne yazık ki bildiğimiz o kelimedir. Bu sebeble eş aldatması başlığındaki erkek ve kadın arasındaki aldatma farklılıkları yukarıda saydığımız ana sebeblere dayanır.

Eşlerini aldatan insanlar yaşadıkları heyecanın yerini başka hiçbir şeyin tutmadığını söylüyorlar.Eğer kendileri aldatılılarsa yaşayacakları acının da çok büyük olacağını belirtiyorlar. Kadınlar eşlerini aldattıkları partnerlerini yakın arkadaş çevrelerinden seçiyorlar ve yaklaşık % 70’i bir defalık bir ilişki yaşıyor ama geri kalan % 30’luk grup daha uzun süreli ilişkiler yaşıyor.Kadınlar aldattıkları zaman bunu kimseye anlatmıyorlar. Sadece eğer aşık olurlarsa yakın arkadaşlarıyla paylaşıyorlar.Erkekler eşlerini genellikle tesadüfen tanıştıkları insanlarla aldatıyorlar ve genellikle de eşlerinin hamileliği sırasında aldatmaya başlıyorlar. Ancak her üç erkekten biri kendi işyerinden bir kadınla ilişki yaşıyorlar ve bu daha uzun süreli bir ilişki oluyor. Araştırma yapılan grubun % 57’si öpüşmeyi aldatma olarak kabul ediyor, % 20’si ise el ele tutuşmaya aldatma olarak bakıyor.Ortaya çıkan bir diğer sonuç ise her iki kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kere aldatılmış olduğu.


Özellikle arada çocuklar da varsa eşler beraberliklerini bitirip yollarını ayırma konusunda pek çok problemle karşı karşıya kalabiliyorlar.Böyle bir ilişkide mağdur olan taraf aldatılan taraftır ve maalesef sağlıklı kararlar alabilmek de çok zordur. Yakın çevrenin ve yapılan yorumların dışında kalabilmek ve durumu doğru değerlendirmek neredeyse imkansız hale gelir.İki kişinin ilişkisi hakkında yorum yapma hakkı yine iki kişinin olmalıdır.Çünkü yapılan araştırmaların ortaya koyduğu bir diğer ilginç sonuca göre aldatma olayından sonra ilişki kurtarılabilmekte ve hatta yeniden bir aşka bile dönüşebilmektedir.Belki böyle bir problemle karşılaşıldığında yapılacak en doğru iş bir süre olayı soğumaya bırakmak ve önemli kararlar almadan önce biraz beklemek.Aldatmak karşı tarafa hissettirdikleri bakımından olumsuz pek çok durumu da beraberinde getirdiği için bu konuda karar hakkı yine bu durumla karşı karşıya kalan insana ait olmalıdır.Beraberliğe devam etmek ister ya da bitirir. Aldatan kişi nasıl özgür iradesiyle bir başka ilişki yaşama hakkını kendinde görebiliyorsa,diğer kişi de gitmek ya da kalmak kararını verirken özgür olabilmelidir. En azından böyle bir hakkı olmalıdır.
Aldatma ,bazı durumlarda aldatan kişinin kişilik sorunlarından bazen de her iki tarafın ilişkilerini hafife almalarından,aradaki saygıyı yitirmelerinden ya da eşlerinin gözünde vazgeçilmez olduklarını düşünmelerinden kaynaklanır.

Aslında bir kelimeyle bahsedilen aldatma üzerine yüzyıllardır sayısız açıklamalar yapılmıştır ama durum hala karmakarışıktır. Çünkü eylemin kendisinden çok öncesi ve sonrası pek çok değişkene bağlıdır. Kadın ya da erkek niye böyle bir ilişkiyi yaşar diye sorarsak alacağımız cevaplar ne kadar çoksa, aldatılan taraf ne yapmalıdır sorusuna verilecek cevaplar da o kadar çoktur. Günümüzde aldatma eylemi için sadece kadın ve erkeğin cinselliği de içeren birliktelikleridir demek olayı çok basite indirgemek olur. İletişimin inanılmaz boyutlara ulaştığı çağımızda internet yoluyla tanışarak yeni ilişkiler yaşayan insanları duyuyoruz. Artık ofis içi aşklar çok olağan gibi karşılanır oldu. Medyada her gün evli oldukları halde başkalarıyla da beraber olan insanları ve adına da düzeyli ilişkiler denilen magazinel haberleri görüyoruz. Bütün bunlar durumu normalmiş gibi karşılamamıza neden oluyor. Oysa ki aldatma aldatmadır ve ciddi olarak can yakıcı ve sonuçları itibarıyla da yıkıcıdır. Ancak yaşanılan ilişki bir gecelik bir ilişkiyse kadınlar daha affedici oluyorlar. Ama uzun süreli ilişkiler söz konusuysa ya boşanmayarak cezalandırıyor ya da asla affetmiyor ve çocukları da koz olarak kullanabiliyor. Kısacası yaşanan ilişkinin türüne, kişilerin yapısına ve evliliğin süresine, çocuk olup olmamasına bağlı olarak verilecek tepki de değişiyor. O nedenle aldatmanın sonucunda şu olmalıdır,ya da böyle davranılmalıdır demek mümkün değil.


Kadının en azından bir defa affetmesi, eşine ikinci bir şans vermesi bekleniyor. Kadınlar durumu kabullenmeseler bile yine bu yazılı olmayan yasalara ve geleneksel öğretilere göre kabullenmek zorunda kalıyorlar. Burada en etkili faktör kadının ekonomik gücü. Eğer ayakları üzerinde durabilen ve ekonomik olarak kendine yetebilen bir kadınsa ayrılma yolunu seçerken daha güvenli davranıyor.

Aldatma ,bazı durumlarda aldatan kişinin kişilik sorunlarından bazen de her iki tarafın ilişkilerini hafife almalarından, aradaki saygıyı yitirmelerinden ya da eşlerinin gözünde vazgeçilmez olduklarını düşünmelerinden kaynaklanır. Sebebi her ne olursa olsun aslında bu kişinin kendisine, yaşadığı ilişkiye ve karşısındaki insana açık saygısızlığıdır.


 Aldatılan eş 3. kişiye dava açabilir mi ?

Evet açabilir. Aldatan eşin ilişkide bulunduğu üçüncü kişiye manevi tazminat davası açma koşulları şunlardır :

1) Aldatan eş ile üçüncü kişi arasında fiziksel veya duygusal bir ilişki olmalıdır.Aldatan eşin üçüncü kişi arasında ilişki olmasından kasıt, bu iki insanı yakınlaştıran bir sebebin olmasıdır. Bu iki kişi arasında bir kereye mahsus veya devam eden cinsel ilişki olabilir. Cinsel ilişki olmasa da bu iki kişi arasında duygusal yakınlaşmanın bulunması dahi bir ilişkinin varlığı için yeterlidir.

2) Üçüncü kişi, aldatan eşin evli olduğunu bilerek fiziksel veya duygusal ilişki kurmuş olmalıdır.Üçüncü kişi, ilişkide bulunduğu kişinin evli olduğunu bilmeli ve buna rağmen ilişki kurmuş olmalıdır. Şayet üçüncü kişi, ilişki kurduğu kişinin evli olduğunu bilmiyorsa üçüncü kişiye bu sebepten dolayı manevi tazminat davası açılamaz.

3)Üçüncü kişi, aldatan eş ile ilişkide olma konusunda kusurlu olmalıdır.Üçüncü kişinin aldatan eş ile yaşadığı ilişkide kusurlu olması da bir diğer önemli koşuldur. Buna göre üçüncü kişi bu ilişkiyi kendi iradesi ile tercih etmelidir. Üçüncü kişinin iradesini etkileyen başka bir durum varsa üçüncü kişi kusurlu sayılamayacaktır.Örneğin aldatan eş ile ilişkiye girmesi konusunda ölüm tehditleri alıyorsa, üçüncü kişiyi kusurlu saymak  mümkün olamayacaktır.

4) Aldatılan eşin kişilik hakkı, bu gayrı resmi ilişki sebebiyle tecavüze uğramış olmalıdır.Dördüncü ve son koşul üçüncü kişi ile aldatan eşin ilişkisi sebebiyle aldatılan eşin kişilik hakkı zedelenmiş olmalıdır. Şayet aldatılan eşin kişilik hakkı zedelenmemiş ise bu durumda tazminata hükmedilemiyecektir.

Eş takibi ailevi ve hassas konu olması nedeniyle tüm bilgi, belge ve konuşmalar gizlilik kapsamında değerlendirilerek üçüncü şahıslara bilgi verilmez.

      Eşler arasında müşterek hayatı temelinden sarsacak derecede ve aile birliğinin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik varsa ve bu geçimsizliğe neden olan eş hakkında aldatma veya başka durumlar mevcut ise;Kusurlu eşin gittiği yerler, kimlerle olduğu, hayatında sürekli birinin olup olmadığı, varsa kim olduğu, bu kişi nedeniyle eşine, çocuklarına ve işine verdiği zarar durumu araştırılıp tespit edilir.

     Bununla birlikte eş takibi durumu söz konusu olduğunda müşteri adayımızın takip edilmesini istediği eşini kimlik bilgileri , evlenme cüzdanı teyidiyle sözleşme gereği şartıdır.

Türk Medeni Kanunun da boşanma sebepleri

1- Zina(Madde 161)    

2- Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış(Madde 162)  

3- Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme(Madde163)    

4- Terk(Madde 164)    

5- Akıl hastalığı(Madde 165)    

6- Evlilik birliğinin temelden sarsılması(Madde 166)

Zeynepk dedektiflik sözleşme yaparken Her detayı açıkca yazıya döker. Muhatap müşteri dışında 3. şahıslara asla bilgi vermez, elde edilen her bilgi ve belge fiata dahildir açıklamasını alternatifsiz Ekler. İşlem sonrası verileri kayıtlardan siler. Aksi yönünde davranılması durumunda hukuksal, her türlü sorumluluğu kabul eder.15 yılı bitirirken geride başarı ile bıraktığımız 1000 üzerinde müşteri memnuniyetli dosya ve bu işin TEK güvencesi olan ULUSALgörsel ve yazılı medya REFERANSIMIZDIR...


Sorununuza çözüm ararken dolandırılıp tehdit veya şantaja maruz kalmayınız Araştırmadan, soruşturmadan karar vermeyiniz.

 

Eş Aldatma - Eş takibi